Küçük Prens / Le Petit Prince / The Little Prince
Yazarı hakkında, kitap hakkında, nelerden bahsettiği hakkında çok güzel açıklamalar var. Bu kitabı doğumgünü hediyesi olarak almak da ayrı bir keyif elbette.
Wednesday, 5 October 2011
by Goethe
Geçmişi hiç dert etmeyeceksin-Kendini hep yeni doğmuş sayacaksın-Her yeni gün ne istediğini sana söyleyecektir-Kendi işinden zevk alacaksın-Başkalarının yaptığına değer vereceksin-En küçük şey senin canını sıkmak ister-Sense hep gününü gün edeceksin-Ama en önemlisi, hiç kimseden nefret etmeyip-Yarını Tanrı'ya bırakacaksın...
Goethe
Mevlana'dan
Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilir misin aşık olmayı? Bölünebilir misin ikilere, üçlere... Gerekirse binlere? Yapabilir misin? Gerçekten sevebilir misin? Sevmenin demesi olmaz, unutma! Ya çok seversin bir kere ya da hiç sevmezsin...
MEVLANA
bir söz daha
Hoşunuza gitmeyen nice şeyler vardır ki, sizin için hayırlıdır. Size hoş gelen nice şeyler vardır ki, sizin için şerdir...
Yaşamak güzel şey doğrusu/
üstelik hava da güzelse/
Hele gücün kuvvetin yerindeyse/
elin ekmek tutmuşsa bir de/
Hele tertemizse gönlün/
Hele kar gibiyse alnın/
yani kendinden korkmuyorsan/
kimseden korkmuyorsan dünyada/
iyi günler bekliyorsan hele/
iyi günlere inanıyorsan/
Üstelik hava da güzelse/
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu!
Melih Cevdet Anday
üstelik hava da güzelse/
Hele gücün kuvvetin yerindeyse/
elin ekmek tutmuşsa bir de/
Hele tertemizse gönlün/
Hele kar gibiyse alnın/
yani kendinden korkmuyorsan/
kimseden korkmuyorsan dünyada/
iyi günler bekliyorsan hele/
iyi günlere inanıyorsan/
Üstelik hava da güzelse/
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu!
Melih Cevdet Anday
bir söz daha
"Never, ever, ever think that your life is over, but know always that each day, each hour, each moment is another beginning, another opportunity, another chance to re-create yourself anew."
N. Walsch
bir söz
Dost ise düşünme, ver ömrünü gitsin... Dost değilse, hiç bekletme yol ver gitsin!
MEVLANA
Hindistan'dan 4 kural
Hindistan'dan 4 kural... İlk kural : “ Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir.” İkinci kural : “ Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. "Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı" gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.” Üçüncü kural : “ İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.” Dördüncü kural: “ Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.” Kendine iyi bak. Tüm kalbinle sev. Sonuna kadar hayatın tadını çıkar. Hayatındaki her gün bir hediyedir, kıymetini bil.
Subscribe to:
Posts (Atom)